MERHABA
Nihayet uzun zamandır beklediğimiz gün geldi. Artık yeni adım atmaya başlayan çocuğun heyecanını taşımaya başladık. Yolun uzun ve katmerli olduğunu görüyorum. Maya tutmak için kaç yıldır bekliyorduk. Kendimizdeki bu suskunluk dönemini artık yırtmanın bir coşkusu içindeyiz. Sizlerinde bu serüvende bizlerle birlikte nelere şahit olup neleri gerçekleştirebileceğimizin merakı sardı bile. Bu gençliğinde kıpırdanmasının zamanı geldi ve kıpırdanıyoruz. Darısı sizlerin başına...
Sazande de beni çalmışlar. Bütün yürekler inlercesine titremiş. Gönüller sultanı her titreyeni gördükçe gözünden yaşlar boşalmış. Sonrasında neler oldu bilinmez ama nedense her söylenilen eğerki hayal edilebiliyorsa, gerçekte bu olaylar gerçekleşmemiş diye bir şey diyemeyiz. Zor olay denilsin, sonrada zaman geçsin ve 2015'a dayansın. Ve kabul edilsin ki gizli bir mana teşkil etsin. Günler geçerken görecelik sınırlarını zorlayabilsin. Derin bir tempo kazansın. İlahi sevgi neyse işte onlar, her neyse yazdıklarımız. Bir adile teslim edilsin.Adil alsın bunu götürsün hak nizamına. Hak nizamında kontrol edilsin. Ve sonra baskıya verilsin. Ve bu kitap öyle bir kitap olsun ki hiç
bir şey görülmesin ama çok şey ...Nerde böyle kitap, kim yapıt haline getirmiş. Onu gören olmuş mu?
Varsayalım ki bu kitabın yazarı onu desinler. Yok yok bulunamadı. Varsayımlardan öteye gidilemedi. Çünkü henüz yoktu, günü gelmedi. 2015'in içindeydi. ne yapılsa nafile artık günler daha bir heyecanlı daha bir arzu ve istek dolu geçiriyorduk. Herşeyi bıraktık. 2015'e odaklanmıştık. Kimdi bu
kitabın yazarı nasıl biri, neden bahseder acaba. Hiç düşündük mü ki 2015'de nasıl bir yerde yaşayacağımızı. 2015'i bırakmayalım ama yazarına dönelim kitabın. Varsayalım içinde az yaşasa da, az kalsa da ne olduğunu oda kimseden dinlememişti. Kimse onu izlemekten zevk almıyordu. Sönmesini ve yükselmesini kimse fark edemiyordu. Bulunamayan kişi ta kendisiydi. çok uzakta değildi. 2015'in muteberliği bir yana o ne orada ne de kendi içinde izaha tahammül katarak konuşmadı. Hep vurdu, hep kırdı. ama kıranda vuranda o değildi.
Bir sokak ötemizde bir kedi kendini hissettirdiği kapıcıya bakışlarındaki acilimsi isteğe benzer saldırı
yüklüydü.
Ne demekti o hiç, ne demekti o hep, ne demekti...
Sence kendini kendimde, kendimde olanı kendinde diyecek kadar boş bir düzlükte, kum tanelerinin üzerindeki deniz yıldızını denize atarak duasını ebedileştiren kimdi. Oydu. peki o kimdi?
Hiçti…
Hepti…
Gerçekten ne idi?

