bu güne kadar verdiğin güzellikleri unutmayacağız!
Perşembe, Temmuz 10, 2008 · Kategori: ibrahim karaduru fikir
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Nihayet uzun zamandır beklediğimiz gün geldi. Artık yeni adım atmaya başlayan çocuğun heyecanını taşımaya başladık. Yolun uzun ve katmerli olduğunu görüyorum. Maya tutmak için kaç yıldır bekliyorduk. Kendimizdeki bu suskunluk dönemini artık yırtmanın bir coşkusu içindeyiz. Sizlerinde bu serüvende bizlerle birlikte nelere şahit olup neleri gerçekleştirebileceğimizin merakı sardı bile. Bu gençliğinde kıpırdanmasının zamanı geldi ve kıpırdanıyoruz. Darısı sizlerin başına...
Sazande de beni çalmışlar. Bütün yürekler inlercesine titremiş. Gönüller sultanı her titreyeni gördükçe gözünden yaşlar boşalmış. Sonrasında neler oldu bilinmez ama nedense her söylenilen eğerki hayal edilebiliyorsa, gerçekte bu olaylar gerçekleşmemiş diye bir şey diyemeyiz. Zor olay denilsin, sonrada zaman geçsin ve 2015'a dayansın. Ve kabul edilsin ki gizli bir mana teşkil etsin. Günler geçerken görecelik sınırlarını zorlayabilsin. Derin bir tempo kazansın. İlahi sevgi neyse işte onlar, her neyse yazdıklarımız. Bir adile teslim edilsin.Adil alsın bunu götürsün hak nizamına. Hak nizamında kontrol edilsin. Ve sonra baskıya verilsin. Ve bu kitap öyle bir kitap olsun ki hiç
bir şey görülmesin ama çok şey ...Nerde böyle kitap, kim yapıt haline getirmiş. Onu gören olmuş mu?
Varsayalım ki bu kitabın yazarı onu desinler. Yok yok bulunamadı. Varsayımlardan öteye gidilemedi. Çünkü henüz yoktu, günü gelmedi. 2015'in içindeydi. ne yapılsa nafile artık günler daha bir heyecanlı daha bir arzu ve istek dolu geçiriyorduk. Herşeyi bıraktık. 2015'e odaklanmıştık. Kimdi bu
kitabın yazarı nasıl biri, neden bahseder acaba. Hiç düşündük mü ki 2015'de nasıl bir yerde yaşayacağımızı. 2015'i bırakmayalım ama yazarına dönelim kitabın. Varsayalım içinde az yaşasa da, az kalsa da ne olduğunu oda kimseden dinlememişti. Kimse onu izlemekten zevk almıyordu. Sönmesini ve yükselmesini kimse fark edemiyordu. Bulunamayan kişi ta kendisiydi. çok uzakta değildi. 2015'in muteberliği bir yana o ne orada ne de kendi içinde izaha tahammül katarak konuşmadı. Hep vurdu, hep kırdı. ama kıranda vuranda o değildi.
Bir sokak ötemizde bir kedi kendini hissettirdiği kapıcıya bakışlarındaki acilimsi isteğe benzer saldırı
yüklüydü.
Ne demekti o hiç, ne demekti o hep, ne demekti...
Sence kendini kendimde, kendimde olanı kendinde diyecek kadar boş bir düzlükte, kum tanelerinin üzerindeki deniz yıldızını denize atarak duasını ebedileştiren kimdi. Oydu. peki o kimdi?
Hiçti…
Hepti…
Gerçekten ne idi?
Yorucu bir bahar sezonunun ardından epeyi yorulduk. Ve güzel bir tatil hakkımız diyerek yola çıktık. Ne yolculuktu. orasını bir ben biliyorum bir de sizler öğreneceksiniz.
İlk defa bir yolculukta dört dostumla birlikte olmuştuk. Yoculuk başlamadan daha gerilme ortaya çıkmıştı. saygıdeğer ….. turizm otobüsünde 10, 28, 29, 30 numaralı koltuklar bizlere ayrılmıştı. Neyse her zaman ki aksiliklerden biri nüfuz etmişti. Arkadaşımın koltuğunun yanına bir bayan verilmişti. O zaman tabi ki ayarlamak gerekiyordu. Bizde akıllılık tabir edilen bir yöntemi seçerek 10 numaralı koltuğun yerinde olan arkadaşımı yanımdaki 27 numaralı koltuğa almak için kaptan beye rica ettim. Oda bunu ayarlamak için sarf ettiği emek seviyesiz bir yolcu tarafından reddedilmişti. Neyse çeşitli bakışların ardından nuh demeyen YİRMİ YEDİ numaralı yolcu sahibi benim yanımdan ayrılmayı kesin kez istemiyordu. Bunun üzerine arkadaşım çaprazımdaki bir koltuğa oturtularak sonuç tatlıya bağlanmadan zoraki oturtulmuştu. Ama yanımdaki YİRMİ YEDİ numaralı yolcu parçasına artık düşman gözle bakıyordum. Bu adam harbi derdi ne idi de bu YİRMİ YEDİ numarayı kendinle özdeşleştirip ayrılmak istemiyordu. Anlayışlık bize yakışmaz usulüyle onu sıradan bir yolcuya göstereceğim nezaketi göstermeye çalıştım. Bu yola çıkış anındaki enstantane olarak kayıtlara takılacaktı. Takılmıştı da. Şimdi yan tarafımda eşim ve leylamız ile oturuyor asi dostum mecnun sinirlerini onaran bir sinir yazısını icra ederek atmaya çalışıyordu. Sanki gizliden gizliye dersini çıkarıyordu. Neyse geçelim bu sinir yazısını yolculuğumuza neşe katalım dercesine. Çamtamdaki Şeyh Galib’in gazellerini çıkardım. Başladık atışmaya leyla ile. Ben kalbinin içindeki duvarın mecnuna karşı ne boyutta olduğunu araştırıyordum. Çarpıtan gazeller sunuyordum kendisine. O da ısrarla tersini çizen gazellerle karşılık veriyordu. Yol boyunca tam tamına beş saat boyunca bu şekilde oyunumuzu sürdürdük. Ben asıl kişiyi devreye sokmanın yollarını arıyordum. Ve yavaş yavaş ortam bizi o yöne mecnuna doğru yöneltti. Mecnunun yüzündeki neşeyi görmeliydiniz. Neşeden yüzüne renk gelmişti. o mecnun ki artık gözünün önünde ondan başkası yoktu. Leyla herşeyi olmuştu anlaşılan. Onların durumu bana geçmişimi hatırlatıyordu. geçmiş değildi halen süren bir birlikteliğimiz vardı. Ama hep yeni başlangıçlar heyecanlandırmıştı beni. Sanki onlarda kendi duyularımı görüyordum.
Her ne kadarda yarım kaldıysa devam edeceğiz.
saygıyla
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Duy içime akan bulutu
Karanlığın içinde
Sade bir ışık kahrolası
Ortamımı bozan telefon zırıltısı
Neden anlamıyorum
Yalnızlık içinde doğan bir güneş gibi
Mumun dibinde
Bir an olsun kendimden sıyrılmak
Ta uzaklardaki kabuğa doğru gidip
Ona can vermek için
Yolculuğa atılan adımlardan birkaç tanesi
Bu adımlar
Sessiz ola dilber
Sakın ses çıkartmayasın
Bu sukunet içinde çıkacak ses
Beni yerimden oynatır
Delicesine sarsmaya
Manyakça delişimler var içimde
kendi topografyamdan anlamıyorum.
Topografya ne ki?
Yıllardır okuyorum narin bir çiçeği
Onu da kopardım kökünden
uzaklarda buz tutsun
salkım hanımın tanelerini dinleyerek
salkım söğüt göklere
ne zaman gider
Der demez. Aslında salındığını ve sallanan yüreğimde minik bir kuşun habercisi gibi gelen hain zıtdaş yollara dökülür.sessizlik katar memleketine. Şenlik başlar yolda. Bir duadır okunmakta ve kopuk kopuk cümleler hiç kimse tarafından yarıdan fazla okunamaz hale dönüşür. Okumak istiyorum. Senden sana dair bir dua gibi alıcı ve imgesiz. İmge zalim bir cellatçasına saldırdığım bir yan. Saldırılarım aslında yaralı yürekte boğumlanan urganın boynumdaki izleri kadar yakın. Ne yazdığımı ne zaman anlatayım diye kendime sorsam. Önümde bir hızla akan kareler belirir. Neden yazarken bu zavallı insanları meşgul ediyorum ki. Aslında bir şey yazmadığımı insanlara anlatmak için delicesine çırpınıyorum.necip milletimin değerli insanları her daim yazılarıma rast geldiğiniz anda delicesine bir nefes alıp içi boş bir kavalın içini ısıtmaya çalıştığınızda emin olun ses çıkmayacaktır. Halen yoksa okuyor musunuz?
Ses çıkmayan yerde beklemek keramet beklemek gibi bir şeydir. O da bende mevcut değil. Yeter artık defo…
Size dair bir damla bile akıtamam. Pek damla da akıttığım söylenemez. Çünkü sizlere gerekli damlaların hepsi damlatıldı. Bu damlalardan nasipsiz kalanlardansanız inanın nalçaklar bende hiç yok.
Ve yalnız bırakın yazımı
Rahat olunca ne güzel dökülür kelimelerim. Karşılık bulmadıkça azrailin boynuma sarılışını hisseder gibiyim.
Bir ikindi çayında, atlı bir bir kitapta kalan anıların tazelenişini, deli ayrık düşüncelerimi parçalarcasına her şeyimi ortaya koyarcasına haykırmak istiyorum.
Sen daim düşüncelerimin sahibi!
Gece
İçinden yalnız dökülen fısıltı
Fısıltıydı
Dua ederim yalnızca kendi kementimin
Yorgun ve ağır anlarına
Ses verilmemekte kararlı!
Bir adam yalnız bir kabuğun cansız haline can vermek için kendini kabuk yerine koyar. Ve bu kabukla dağın zirvesine gider. Sonra bu kabukla o zirveden tek bir şey görülür. Beni ses sahibi kılan evine dönmelisin. Ve yeniden düş görmeye başlamalısın.
Sobanın etrafında
Kıvrılan kedi
Doğumunu kutlayan
Muştulayanın adına oku!
Genirmek için cola
Ay ışığı seyrederken
Aksine yakın olma saadeti
Zihnin çıldırıp susuşu
İçin delicesine haykırışı
Zifiri karanlıkta
Gelen giden fısıltı yapan
Söz dolambacı
Tıkırtıydı bir an ürküten
yasağın delicesine delinişi
bir böcek saadetinde yürünen yol
“azizim zahir olmuş
yüce pirden sessizlik kokar olmuş”
tekerlenen oyuncak misketi
usulca sokulduğum dost
basit bir yanılgı
ayrık düşüncelerin birikimi
savruk anı
azami derecede sıkıntı veren
vuran!
ruhuma bir teselli gerek
aynada yansıyan zahir olsa da
neden olmasın
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!