kelimeler
kelimeler ucuzdur
albert camus 'YABANCI' olmasaydı?
2003-06-27
albert camus ne düşünür diye düşünmemek düşünülemez! <>
GÜZEL ŞEYLER OLACAK!
&code&fontsize&textcolor&width&c&size
kelimeler ucuzdur
albert camus 'YABANCI' olmasaydı?
2003-06-27
![]()
Tozan yağmur kokusu, ellerim toprak yuğrusu...
Tırnaklarım, kama sesleri ve göletleri ezip, alıp götüren tekerler içimi gıcır gıcır titreten. (Bir yarin gamzesinin oku sinesini delen deli gönle dair ne hikmet düşer bizlenecek?) Bozuk kasedin uğuldayışı öbür yandan çeker götürür ruhumu ve şekilsiz bir iç dünyada kulaklarım çınlamaya başlar. Durdurmak için düşünmeye başlarım bir ağacı... Bir ağaç... Düşünmeye ve duymaya başlarım bir ağacı... Ne kadar öldürülmeye çalışılsa da ağlamayı sürdürür her yağmur dönüşünde. Kibirli ve umarsız baltalar , putların yerine, tek başlarına fazla bile gelen, susturmaya çalıştıkları söğüdün ağlayışını seyrederler her yağmur dönüşünde, şaşkınlıkla.
İşte şarkılar söyleye söyleye seyirtip gelen bahar içimi sevinç sevinç burktu yine! Yine tanıdık bir koku. Tanıdık bir ses.
..................
Mumum nerede? Gün yüzünü aya bakmakta, yakayım da ısıtsın kendini.
..................
Penceremin önü pencere, balkonumun önü balkon, çatımın ardı çatı, göğümün üstü zor da olsa; bir bulut. Başımı uzatıp ağlattım mı penceremi; ağlarız tek ağacıyla bu taşkent otoparkının. Tek ağacıyla... Tek yağmuruyla...
Bahar akıyor gözlerinden ‘RAHMET ’ niyetiyle bu kara şehrin şimdilerde. Mut yağıyor. Duyabildiğimizce (azıcık) huzur işte...
Hamdolsun!
İçmek yada içmemek
Aralarında yıllarca devinmek
Bir şırıltıdır ki kopmuş
Pungar mı desem
Yoksa isyankar mı,
Bu hamamın hem tasları eski
Hem de kendisi.
Kurnaları var ki kara taştan
Her biri bin hikmet
Kim bilir kaç kişi temizlemiştir
Bu kurnalar, bu taslar
Bu viran hamam.
Hasbünallah!
Bu şırıltı beynimi kemiriyor
Kemirgen midir ne.
Bir odadayım.
‘kırk çeşme’ dokuz numaradayım.
Üzerim yığınla havlu dolu.
Deprenmek mümkün değil.
Dar uzun bir kapıdan,
Dışarı dokunuyorum.
Karşımda bir zaman metre var
Zamanını ölçmüş.
O da diğer hepsi gibi geride duraklamış.
Acaba kaç metre ölçmüş.
Bir adam var.
Grilere bürünmüş avluda geziniyor.
Bana bir gazozla limon getirmesini söyledim,
Kalemimi kaldırarak.
Hamamın yaşı kurnalardır,
Tarihi ise köşelerinde sırdır.
Bir eski radyo vardır ,
ahşaptan.
Bir de makatı,
Kilimden.
Orada bir manevi hava vardır,
Sadece hamam böceklerinin hissettiği.
Orada bir köşe vardır,
Dalını sokağa dayamış.
Burada ben varım.
Dokuz numaradayım,
Ne köşesinde ne ortasındayım
Hamam böceklerinin ‘sinin’ deyim.
İ n z i VA r a k a
Fi-tarihi
güzel şeyler olacak!
Suyun sızladığını kimseler bilmez”
İ.Özel
Işığı içerden yakıp
Gözleyen gözden kendine akıyor.
Bir kafiye aramıyor yazdıklarında .
Parmak araları , atılmış sigara kokuyor
Aynada.
Bulutlara basarken deniz ,
uyanıyor bir çift gözden akan yağmurlarında.
Tahayyül etmek zor.
Yağmura karşı kürek çekmek kadar ıslandırıcı.
Sımsıkı sarılıp ,
atıyor kendini
denizlerden bulutlara.
Arkası-içinde
Aynada.
06 / 04 / 2000+2+2
i n z i VA r a k a
En yok ve sıcak zamanda bulmuşluğun..
Gün yüze çıkınca duymak korkusu..
anlamak uğultusu..emin olunamayan..dahası utanılan bir attar!
...
dahası..yani; okunulan dillenen yerler ve zamanlar ve sırtının yarımkilometregerisindekiler.............
...
dahası..parmak uçlarının birikimetreötesindekiler..
parmak uçlarının bir-iki metre ötesinde kıyıya şezlong kusan öksürmeler..
..
denizin soğuk algınlığı
..
denizin mide bulantısı
..
denizin ürküntüsü
!
kumun en sert zamanında tahtalara oturmanın verdiği rahatsızlık ve rüzgar..
alaycı..umursamaz..alır savurur ama aldırmaz!
Kendinden tek nefes aldırmaz...
Rüzgar..ağzından çıkan her kelimeyi alıp uçuran götüren,vermeyen..
..
sığıntıdan koparan rüzgar..
...
unutturan..unutulan..
...dahası hatırlanmak isteyen bir attar, an.
İÇİMDE İNTİHAR KOMANDOLARI _cemre'nin göğsündeki kan dolu hokkaya batırıp dilimle yazdığımdır..._ atlas olsun ipek olsun ne giymişsem ben iğirmişimdir bu böyledir, bilirim perdeler! içimi dışa bük
yoktun, varoldun varlığın varlığıma aşikar oldu uzak dağ tepeleri gibi
sabahları uzun uzun baktığım çay içerken içimden geçirdiğim kuş fakiri
bir
gökyüzüne olan dualarım ve çipil çipil bir yağmur balkonda gün boyu
kahve
içip "uzak yakınlıkları" kurgulamak oysa yapacak işler birikir odada
birikir zaman üstüste yığılır "an"lar birikir kırgınlıklar kahkahalar
duvarları yalar yalınızlığın saklanmasıdır hayatıma giren nadir
insanlar
vardır gelip giderler aradabir oysa hiç bir şey olmaz onlar gelip
gittiklerinde evet hiç bir şey olmaz gelip giderler herkesin hayatı
biraz
böyledir akşam yemeğine roka haşlarız uykularımız delik deşik
çarşafımız
bakir hayatlar ülkesinin haritasıdır nice rüyalar gördüğümüz
yittiğimiz
yitirdiğimiz kaçışlarımız yüzümüzü sakladığımız "duvar"lar okuyup
okuyup
sustuk bize bunu öğretti kitaplar arada bir fısıltı aradabir coşkulu
meleksi tebessüm ılık ılık ikindiyi akşama bağladık kollarımızdan akan
yılgın1 enerjiyle fakir bir kalbimiz vardı her şeyden önce yuduk
yıkadık
en güzel yüze yusuf sursine açtık kapımızı aydınlandı sokak aydınlandı
içinden çıkamadığımız "kuyular" çıktık veunuttuk çıkışı unuttuk
züleyhayı
unuttuk en insan yanımızdı unutmak ve unuttuk ve yanlış hatırladık
isimleri
isimler bizi bize hatırlatacak içimizdeki mikrofundu yorulduk
aramaktan
susadık cemreler düşmez ne havaya ne toprağa nede suya cemreler
uzaklara
düştü uzaklara yürüyecek takatimiz kaldımı rabbim, uzaklar bir yağmur
gibi
serildi önümüze uzandık ve ıslandık cemreler düştü kalbimize doğru
toprakla
buluştu tohum var git varlığın selamette olsun! cemreler hep ama hep
kalbimize düşsün! karıncaların ağlaması gibi ağlıyorum
iyiliğinde hepsi bende kötülüğünde, iyiden de kötüden de kaçmam,
kaçmam ben
kendimden, yabancılaşamam kendime, toprağa yabancılaşamam
bir dikenle yaralansam ben dikmişimdir onu
perdeler!
perdeler!
cemre, çek perdeleri, akşam oldu!
bir perde ol şimdi bana
bir karınca gibi ağla
ne yakın ne uzağım
içimin gökyüzünde yeraltında bir deprem yarat
dışımı yokuşa sür
perdeleri çek, cemre;
hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyi allahtan isteme!
<İÇİMDE İNTİHAR KOMANDOLARI,
PERDELERİN ÇEKİLMESİNİ BEKLER!>
« Önceki :: Sonraki »


Reklammatik'e üye ol, sen de kazan!