&code&fontsize&textcolor&width&c&size güzel seyler olacak - Blogcu


kelimeler

kelimeler ucuzdur

 

albert camus 'YABANCI' olmasaydı?
2003-06-27

Amerikan Adlî Tip Derneginin 1994'te San Diego'da tertiplenen ödül yemeginde dernek baskani Don Harper Mills, aktardigi acayip bir ölüm olayindaki adlî komplikasyonlarla dinleyicilerini saskina çevirmisti. Kaderin adaletine dair ince bir nükte tasiyan bu yasanmis öykü, saniriz sizleri de hayrete sevk edecektir: 23 Mart 1994'te Ronald Opus'un cesedini inceleyen adlî tabip, onun kafasindan yedigi kursunla öldügü sonucuna vardi. Müteveffa, on katli bir binanin tepesinden, intihar niyetiyle asagiya atlamisti. (Umutsuzlugunu, geride biraktigi bir notta açikliyordu.) Ancak, dokuzuncu katin önünden geçerken pencereden gelen bir kursun basina isabet etmis, hayati bu kursunla sona ermisti. Apartmanin sekizinci kat penceresi düzeyinde cam silicileri korumak için konulmus bir ag vardi; ama bu agin varligini ne silahi çeken, ne de müteveffa biliyordu. Açikçasi, kursun olmasaydi, Opus'un intihar girisimi basarili olamayacak; zemine çakilmadan, sekizinci kattaki aga takilip kalacakti. Bu durumu anlattiktan sonra, "Normal olarak, " diye devam etti Dr. Mills, "intihar etmeye karar veren biri, mekanizma tasarladigi gibi olmasa da, bunu eninde sonunda basarir." Opus'un dokuz kat asagida yere çakilmayip da dokuzuncu kattan düsüyor oldugu anda basina gelen kursunla vurulmus olmasi, muhtemelen, onun ölüm modunu intihardan cinayete çevirmeyecekti. Fakat, Opus'un intihar girisiminin basarili olmayisi, savciyi elinde bir cinayet vak'asi oldugu düsüncesine itti. Silahin patladigi dokuzuncu kattaki odada yasli bir adam ve karisi yasiyordu. Tartisiyorlardi ve adam kadini silahla tehdit ediyordu. Öyle sinirlenmisti ki, tetigi çekti; fakat mermi kadini iskalayarak pencereden disari yöneldi ve Opus'a isabet etti. Bir insan A sahsini öldürmeye tesebbüs eder, fakat B sahsini öldürürse, o B sahsini öldürmekten suçlu sayilmali idi. Savcinin ulastigi sonuç buydu. Dolayisiyla, dokuzuncu kattaki yasli adam, cinayetten suçluydu. Bu suçlamayla karsi karsiya kaldiginda, adam da, karisi da çok sasirdilar. Çünkü, tetigi çekerken adam da, karisi da silahin dolu olmadigindan kesinlikle emindiler. Yasli adam uzunca bir süreden beri bos silahla karisini korkutmayi aliskanlik haline getirmisti.Bunu karisi da bilir, o yüzden adamin tehdidine pek aldirmazdi. Kisacasi, adamin karisini öldürme kasdi yoktu; silahin dolu oldugunu dahi bilmiyordu. Böylece, Opus'un öldürülmesi bir kaza oluyordu; silah kazara doldurulmustu. Arastirmalara devam edilince, ölümcül kazadan yaklasik alti hafta önce yasli çiftin oglunu silahi doldururken gören bir tanik ortaya çikti. Anlasildigina göre, yasli kadin oglundan mali destegini çekmisti ve babasinin annesini silahla korkutma temayülünü bilen ogul, annesini cezalandirma kasdiyla, babasinin annesini vuracagini umarak, gizlice silahi doldurmustu. Annesi ölecek, baba cinayetten suçlanacak, mallar ogula kalacakti. Artik olay yasli çiftin oglunun Ronald Opus cinayetinden sorumlu oldugu noktasina gelmisti. Tam bu sirada savcinin karsisina yeni bir viraj çikti. Arastirmalara devam edilince, geçen alti hafta içinde anneyle babasinin silahla tehdide varan bir tartisma yasamamalari, dolayisiyla annesinin ölümünü bir türlü basaramayisi nedeniyle, oglun umutsuzlugunun arttigi anlasildi. Bu, onu 23 Mart'ta on katli binanin tepesinden atlayarak intihar etmeye itmisti. Ancak, ölümü planladigi gibi olmamisti; dokuzuncu katin önünden geçerken babasinin bos zannettigi silahi tetiklemesiyle annesine isabet etmeyip pencereye seken kursunun kafasina isabet etmesi nedeniyle, Ronald Opus'un hayati sona ermisti. Dosya intihar olarak kapatildi.

albert camus ne düşünür diye düşünmemek düşünülemez! <>


GÜZEL ŞEYLER OLACAK!

Yorum (0) Yorum yaz!

gök muştusu


Tozan yağmur kokusu, ellerim toprak yuğrusu...

Tırnaklarım, kama sesleri ve göletleri ezip, alıp götüren tekerler içimi gıcır gıcır titreten. (Bir yarin gamzesinin oku sinesini delen deli gönle dair ne hikmet düşer bizlenecek?) Bozuk kasedin uğuldayışı öbür yandan çeker götürür ruhumu ve şekilsiz bir iç dünyada kulaklarım çınlamaya başlar. Durdurmak için düşünmeye başlarım bir ağacı... Bir ağaç... Düşünmeye ve duymaya başlarım bir ağacı... Ne kadar öldürülmeye çalışılsa da ağlamayı sürdürür her yağmur dönüşünde. Kibirli ve umarsız baltalar , putların yerine, tek başlarına fazla bile gelen, susturmaya çalıştıkları söğüdün ağlayışını seyrederler her yağmur dönüşünde, şaşkınlıkla.

İşte şarkılar söyleye söyleye seyirtip gelen bahar içimi sevinç sevinç burktu yine! Yine tanıdık bir koku. Tanıdık bir ses.

..................

Mumum nerede? Gün yüzünü aya bakmakta, yakayım da ısıtsın kendini.

..................

Penceremin önü pencere, balkonumun önü balkon, çatımın ardı çatı, göğümün üstü zor da olsa; bir bulut. Başımı uzatıp ağlattım mı penceremi; ağlarız tek ağacıyla bu taşkent otoparkının. Tek ağacıyla... Tek yağmuruyla...

Bahar akıyor gözlerinden ‘RAHMET ’ niyetiyle bu kara şehrin şimdilerde. Mut yağıyor. Duyabildiğimizce (azıcık) huzur işte...
Hamdolsun!



GÜZEL ŞEYLER OLACAK!

Yorum (4) Yorum yaz!

Kırk çeşme

İçmek yada içmemek

Aralarında yıllarca devinmek

Bir şırıltıdır ki kopmuş

Pungar mı desem

Yoksa isyankar mı,

Bu hamamın hem tasları eski

Hem de kendisi.

Kurnaları var ki kara taştan

Her biri bin hikmet

Kim bilir kaç kişi temizlemiştir

Bu kurnalar, bu taslar

Bu viran hamam.

 

   Hasbünallah!

Bu şırıltı beynimi kemiriyor

Kemirgen midir ne.

 

Bir odadayım.

‘kırk çeşme’ dokuz numaradayım.

Üzerim yığınla havlu dolu.

Deprenmek mümkün değil.

 

Dar uzun bir kapıdan,

Dışarı dokunuyorum.

Karşımda bir zaman metre var

Zamanını ölçmüş.

O da diğer hepsi gibi geride duraklamış.

Acaba kaç metre ölçmüş.

 

Bir adam var.

Grilere bürünmüş avluda geziniyor.

Bana bir gazozla limon getirmesini söyledim,

Kalemimi kaldırarak.

 

Hamamın yaşı kurnalardır,

Tarihi ise köşelerinde sırdır.

Bir eski radyo vardır ,

ahşaptan.

Bir de makatı,

Kilimden.

Orada bir manevi hava vardır,

Sadece hamam böceklerinin hissettiği.

Orada bir köşe vardır,

Dalını sokağa dayamış.

 

Burada ben varım.

Dokuz numaradayım,

Ne köşesinde ne ortasındayım

Hamam böceklerinin ‘sinin’ deyim.

 

İ n z i VA r a k a

Fi-tarihi 

 

güzel şeyler olacak!

Yorum (2) Yorum yaz!

şeyhin kapısı


“Sızıyı gideren su

Suyun sızladığını kimseler bilmez”

İ.Özel

 

Denizin eteklerinden alıp dağın zirvesine yerleştirdiğim sümüklü böcek aslında oradan bir yere gitti dediğim anlarım çok oldu. Neden böyle bir şey söyleme ihtiyacımın olduğunu bilemiyorum. Aslında yerinde durduğunu da bildiğimden emin değildim. Bunun için söylemimin doğruluğu destekleyebilecek bir duruma geldim. Tam bu noktada bu konuya dair bir yer barındıran kısacık ama sevimli bir metin canlandı zihnimde şeyhimin de takdir ettiği bu kıssayı anlatayım. Okuduğumuz metin aklımızda kalan kadar metin olarak yaşar. Sahibinin de merhamet kuyularına inerek bahsi edilecek metne gelelim.

“Adamın biri yani bir adam kendisini yollara verir ve bir köye varır. Bu köyde yaşayan insanlar tarlalarını ekip biçerken tabii ki tam biçme kısmına geldiklerinde tarlalarında kocaman yuvarlak şekillerin olduğunu görünce hepsi birden siper alıp kendilerine uygun bir yer  belirleyerek yuvarlak şekilleri gözlemeye başlamışlar. Hepsi bu yuvarlak ve hareket etmeyen nesne hakkında bir çok konuşmalar yapsa da tanrılarının onlara bir ceza olarak canavar gönderdiği fikrinin arkasına bütün halk tabii olmuş. Ve oradan ayrılıncaya kadar beklemeyi uygun görmüşler. Adamın biri olan adam tam bu köye gelmiş ve insanların bir şeylerden korkarak yani o bir şey tarlada ki yuvarlak şekilden başkası değil. Bakmış bakmış daha önce gördüğü karpuza benzeten adan hiç seslenmeden almış eline belindeki çakıyı varmış karpuzun yanına çakmış karnına çakıyı ikiye kesip sonra bir dilim kesip yemiş. Bunun gören köylü halk tanrısı olarak gördükleri adamın önünde tapınmaya başlamışlar.”


"güzel şeyler olacak!"

Yorum (0) Yorum yaz!

ayna ıı-ııı



 

Işığı içerden yakıp

Gözleyen gözden kendine akıyor.

Bir kafiye aramıyor yazdıklarında .

            Parmak araları , atılmış sigara kokuyor

                                                                         Aynada.

Bulutlara basarken deniz ,

uyanıyor bir çift gözden akan yağmurlarında.

Tahayyül etmek zor.

Yağmura karşı kürek çekmek kadar ıslandırıcı.

 

Sımsıkı sarılıp ,

atıyor kendini

            denizlerden bulutlara.

Arkası-içinde

                    Aynada.

 

06 / 04 / 2000+2+2

i n z i VA r a k a


güzel şeyler olacak!

Yorum (0) Yorum yaz!

yanlış zaman



 

En yok ve sıcak zamanda bulmuşluğun..
Gün yüze çıkınca duymak korkusu..
anlamak uğultusu..emin olunamayan..dahası utanılan bir attar!
...
dahası..yani; okunulan dillenen yerler ve zamanlar ve sırtının yarımkilometregerisindekiler.............
...
dahası..parmak uçlarının birikimetreötesindekiler..
parmak uçlarının bir-iki metre ötesinde kıyıya şezlong kusan öksürmeler..
..
denizin soğuk algınlığı
..
denizin mide bulantısı
..
denizin ürküntüsü
!
kumun en sert zamanında tahtalara oturmanın verdiği rahatsızlık ve rüzgar..
alaycı..umursamaz..alır savurur ama aldırmaz!
Kendinden tek nefes aldırmaz...
Rüzgar..ağzından çıkan her kelimeyi alıp uçuran götüren,vermeyen..
..
sığıntıdan koparan rüzgar..
...
unutturan..unutulan..
...dahası hatırlanmak isteyen bir attar, an.

Yorum (0) Yorum yaz!

içimde intihar komandoları

İÇİMDE İNTİHAR KOMANDOLARI


_cemre'nin göğsündeki kan dolu hokkaya batırıp dilimle yazdığımdır..._


yoktun, varoldun varlığın varlığıma aşikar oldu uzak dağ tepeleri gibi
sabahları uzun uzun baktığım çay içerken içimden geçirdiğim kuş fakiri
bir
gökyüzüne olan dualarım ve çipil çipil bir yağmur balkonda gün boyu
kahve
içip "uzak yakınlıkları" kurgulamak oysa yapacak işler birikir odada
birikir zaman üstüste yığılır "an"lar birikir kırgınlıklar kahkahalar
duvarları yalar yalınızlığın saklanmasıdır hayatıma giren nadir
insanlar
vardır gelip giderler aradabir oysa hiç bir şey olmaz onlar gelip
gittiklerinde evet hiç bir şey olmaz gelip giderler herkesin hayatı
biraz
böyledir akşam yemeğine roka haşlarız uykularımız delik deşik
çarşafımız
bakir hayatlar ülkesinin haritasıdır nice rüyalar gördüğümüz
yittiğimiz
yitirdiğimiz kaçışlarımız yüzümüzü sakladığımız "duvar"lar okuyup
okuyup
sustuk bize bunu öğretti kitaplar arada bir fısıltı aradabir coşkulu
meleksi tebessüm ılık ılık ikindiyi akşama bağladık kollarımızdan akan
yılgın1 enerjiyle fakir bir kalbimiz vardı her şeyden önce yuduk
yıkadık
en güzel yüze yusuf sursine açtık kapımızı aydınlandı sokak aydınlandı
içinden çıkamadığımız "kuyular" çıktık veunuttuk çıkışı unuttuk
züleyhayı
unuttuk en insan yanımızdı unutmak ve unuttuk ve yanlış hatırladık
isimleri
isimler bizi bize hatırlatacak içimizdeki mikrofundu yorulduk
aramaktan
susadık cemreler düşmez ne havaya ne toprağa nede suya cemreler
uzaklara
düştü uzaklara yürüyecek takatimiz kaldımı rabbim, uzaklar bir yağmur
gibi
serildi önümüze uzandık ve ıslandık cemreler düştü kalbimize doğru
toprakla
buluştu tohum var git varlığın selamette olsun! cemreler hep ama hep
kalbimize düşsün! karıncaların ağlaması gibi ağlıyorum

iyiliğinde hepsi bende kötülüğünde, iyiden de kötüden de kaçmam,
kaçmam ben
kendimden, yabancılaşamam kendime, toprağa yabancılaşamam

bir dikenle yaralansam ben dikmişimdir onu

atlas olsun ipek olsun ne giymişsem ben iğirmişimdir

bu böyledir, bilirim

 

perdeler!
perdeler!
perdeler!

cemre, çek perdeleri, akşam oldu!

bir perde ol şimdi bana
bir karınca gibi ağla
ne yakın ne uzağım
içimin gökyüzünde yeraltında bir deprem yarat

içimi dışa bük
dışımı yokuşa sür

perdeleri çek, cemre;
hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyi allahtan isteme!

<İÇİMDE İNTİHAR KOMANDOLARI,
PERDELERİN ÇEKİLMESİNİ BEKLER!>


Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

diziler
Guler100.com Google List Google Toplist Sistemi Genç Toplist | Pr:4 Toplist | Site Ekle |  Toplist | Link Ekle | Hit Kazandıran Toplist site ekle arama site ekle Free advertising Bedava Hit Siteler Xarama.com Arama Motoru Toplist Site ekle Link Ekle linkcenneti.com Reklammatik'e üye ol, sen de kazan! google kontür, google kontör, google ilk sayfa, googlede ilk sayfa, googlede ilk sayfa Paratikla.com - Internette Gezinirken Para Kazanın